20° Açık
  • EURO
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home/bozovama/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 176
  • DOLAR
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home/bozovama/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 180

SURİYE’DE SAĞLIK SORUNU

Ülkemizde çok güzel ve muhteşem hastaneler ile doktorlar var. Doktorlarımızın çoğu dış Ülkerlerde iyi bir eğitim görmüştür. Hepsi medeni, kültürlü, her türlü teknolojik cihazı kullanbilir ve defalarca Hippocrates yemini etmişlerdir. Suriye’de orta ve yoksul kesim genellikle hastalanmaz; hastalandığında sağlık güvencesi olmayanlar hastaneye gitmez ve sağlık güvencesi olanlarda yüksek faturalardan hastaneye gitmez, ya kendiliğinden geçmesini bekler […]
Genel - 3 Ağustos 2018 09:57 A A

Ülkemizde çok güzel ve muhteşem hastaneler ile doktorlar var. Doktorlarımızın çoğu dış Ülkerlerde iyi bir eğitim görmüştür. Hepsi medeni, kültürlü, her türlü teknolojik cihazı kullanbilir ve defalarca Hippocrates yemini etmişlerdir.

Suriye’de orta ve yoksul kesim genellikle hastalanmaz; hastalandığında sağlık güvencesi olmayanlar hastaneye gitmez ve sağlık güvencesi olanlarda yüksek faturalardan hastaneye gitmez, ya kendiliğinden geçmesini bekler ya da ilkel yöntemlerle tedavi olmaya çalışır. Kaza yapıp yaralananlar ve ağır hastalar ise hastanelere başvurmak zorunda kalır ve yüklüce ödeme yaparlar.

Birçok şeyde olduğu gibi Hippocrates yemininin de günümüzde yanlış anlaşıldığı veya değerlendirildiğini düşünüyorum. Bu Tıbbi yeminin hasta (insan) haklarının tam uygulamasına yönelik olduğu ikibinüçyüz yıllık bir tarihi gerçektir. Ancak günümüzde bunun doktorları korumak veya bazılarının hatalarını örtbas etmek amacına yöneltildiğini de inkar etmemek gerekir.

Okuma yazma oranı ve eğitim düzeyi düşük toplumumuzda sık sık kavga ve şiddet yaşanırken, bazen sağlık personeli de bu şiddetten nasibini alır. Doktorun hastaya hakaret etmesi veya hasta yakınlarının saldırına uğraması artık olağan bir hal almış durumda. Sağlık personelinin korunması amacıyla yürürlüğe kona ve hapis ile yüksek para cezası öngören özel kanun da hastanelerdeki şiddeti önlemeye yetmedi. Kanun ve güvenlik birimlerinden güç alan doktorlardan bazıları hastalara karşı lakayt ve hakaret edici davranışlarda bulundu. Baas partisinden güç alan bazı hastalar da elinden geleni ardına koymadılar. Böylece bu alanda komplo, şiddet ve iftira mağdurları hiç azalmadı. Hasta hastaneye vardığında, sırasını beklemeksizin doktorların diğer hastaları bırakıp kendisinin etrafına toplanmasını istiyor. Doktor, bu kadar çok ve yoğun hastaya sırayla yeteri zaman ayırmanın zorluğunu düşünüyor.

Genellikle kameralar karşısında yapılan tartışmaların doktor ve hastalar tarafından, egolarının tatmini ve haklılığının ispatı amacıyla abartılarak anlatılması, bu sorunun çözümüne katkı sağlamıyor, aksine artmasına sebep oluyor.

Medya ve sosyal medyada bir hasta yakınının doktorun başına kaldırım taşıyla, hem de üç ayrı kaldırım taşıyla vurduğu ve ağır yaralandığı yayıldı. Sağlık alanındaki sosyal topluk kuruluşları, sendikalar, sağlıkçılar, ben ve hatta hastalar bunu güçlü bir şekilde kınadı. Bu taşların nasıl söküldüğü, bir-iki-üç taşın nasıl adamın kafasına vurulduğu ve bu darbeleri yiyen bir insanın nasıl ertesi gün ayağa kalktının sorgulanmaması, elbette saldırganı savunmak anlamına gelmez, ama madem yayınladın aynı zamanda sorgulamalısın…

Ayrıca bu tür saldırılara sadece sağlık personeli maruz kalmıyor. Başka alanlarda çalışan personelde zaman zaman sözlü veya doğrudan yapılan saldırılardan nasbini alıyor. Sağlık politikaları ve sosyal ortam; bilim adamlarının, doktorların ve gençlerin batı ülkelerine göç etmeye zorluyor. Ailemi alıp İtalya’ya yerleştikten bir kaç yıl sonra, ülkemin savaş alanına dönüşmesiyle birlikte artık bu iş tamamen zıvanadak çıkmıştır.

Bir günde muayene ve tedavi yapılabilecek hasta sayısının misli ile ilgilenip, aile bile kuramayana, aile kurup da çocuklarıyla ilgilenme zamanı bulamayan doktorlarımıza karşı daha saygılı bir toplum olma dileğiyle…

 

Bu haber 699 kez okundu.
Genel - 09:57 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

POPÜLER HABERLER

  • 01
    GENÇ AVUKAT SİYASETE  İLK ADIMINI ATTI
    Bozova ilçe olduğundan beri ilk kez genç, dinamik, tahsilli, makama, mevkiye ve paraya ihtiyacı olmayan bir siyasetçi ile tanışmak üzere. ÖNCE BİR ALİ ARUSOĞLUNU TANIYALIM : İlk ve Orta öğrenimini Şanlıurfada tamamladı. 2011- 2013 yılları arasında Güney Afrika’nın Cape Town şehrinde, Cape Town Üniversitesinde Uluslararası Hukuk bölümünde Lisans eğitimi gördü. 2013- 2017 yılları arasında Yaşar […]
  • 02
    Kaymakam Halil İbrahim KAZAR Kimdir?
    1983 yılında İstanbul Eyüp Sultan’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 2008 yılında Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan sınavı kazanarak 2011 yılında Bingöl Kaymakam Adayı olarak atandı. Mülkiye Müfettişi refakatinde Niğde Valiliği’nde teftiş stajını, Denizli Serinhisar ve Tekirdağ Malkara ilçelerinde kaymakam refikliği stajını tamamladı. İçişleri Bakanlığı’nın […]
  • 03
    Alaska Körfezi’ndeki sır çözüldü!
    İki suyun bir araya geldiği ama karışmadığı iddia edilen Alaska Körfezi’nin gizemi ortaya çıktı. Meğer gerçek çok farklıymış. Farklı renklerdeki görünümüyle dikkat çeken körfez suyunun karışmıyor gibi gözükmesinin ardındaki sır bakın neymiş… Alaska Körfezi, Büyük Okyanus’un kuzey doğusunda yer alıyor. Sadece Alaska’nın değil, Kanada’nın da kıyısının bulunduğu Alaska Körfezi’nde, iki suyun bir araya geldiği ancak […]

YAZARLARIMIZ

  • SAVAŞ EKONOMİSİ VE SEÇİM POPİLİZMİ

    Türkiye’de  İhracat gelirleri, ithalat giderlerini karşılamazken, 3 milyon Suriyeli, Savaş ekonomisi derken, Seçim masrafları + bürokratik israf ülke ekonomisini sarstı. Savaş ekonomisini anlarım çünkü hattı müdafaadan sattı müdafaaya geçilmiştir. Gerekirse Suriye’ye gerekirse Sudan’ın Sevakin adasına gidilir. Hani diyorum adamlar 10 km öteden geliyorlarsa bir 500 km onlara doğru gidilir diye düşünenlerdenim. Fakat anlamadığım bir şey […]
  • Zamana Uymalı, Zamanı Uydurmalı

    Merhaba Sevgili MANŞET Okuyucuları, Çok yerde görmüşüzdür zamanla ilgili söylenmiş sözleri, yazılan yazıları. Okudukça da “aaa aynen bende bunu söylemeye çalışıyorum da kimse beni anlamıyor” gibi düşüncelere de kapılabiliyoruz. En çok rastladığım sözlerden bir tanesi de “zaman her şeyin ilacıdır” kalıbıdır. Ancak gerçekten de öyle midir acaba? İlaç mı olur zaman dertlerimize yoksa kendimizi uyuşturup […]
  • MENFAAT VE FAYDA

    Menfaat insanlara  az veya çok gelirine gelir ekleyen akraba eş ve dostlarına fayda getiren ama kişilik ve karakterinden çok şey kayıp ettiren menfaat.   İlgimi çeken bir şey bir partinin başkanı etrafında ikili oynayan bir veya birden fazla kişi veya ailenin olduğunu doğru olmadığını söylemini okudum.. Ne kadar doğru bir tespit.. Ama başkan bunu yeni fark […]
  • Deprem Değil Bina Öldürdü!

    Türkiye’ de meydana gelen her deprem sonrasında söylenen “deprem değil, yapı öldürür” klişesi gerçek oldu. Hem de ortada hiç bir deprem olayı yokken.. Ülkemizin aktif bir deprem bölgesi olduğu bilinen bir gerçek. Bu gerçek, her an her yerde her koşulda depreme maruz kalacağımızı hatırlamamız ve kabullenmemiz anlamına gelmektedir. Depremler birer doğal afettir ve doğal afetler  […]
  • REVAÇTAKİ MESLEK, YALAKALIK MI?

    Kendisine saygısını kaybetmiş insanların kendi çıkarları uğruna başkalarına gereksiz ya da hak etmediği iltifatlarda bulunmasına, “Yalakalık” , ” Yağcılık” yada “Dalkavukluk” denir. Yalakalık, tarih boyunca hep revaçta olan, asırlarca babadan oğula tevarüs eden, özellikle seçim arifesinde daha da tebarüz eden ve yetişen gençlerimizin, kolay edinilmesi bakımından,  gözde meslek olarak, maalesef bilinçsizce tercih ettikleri önemli (!) […]
  • ABD ARTIK HİÇ BİR ŞEYİ SAKLAMA GEREGİ BİLE DUYMUYOR

    FETÖ’ yü 1960 ilk bulan, 15 Temmuz gecesi Yunanistan’a kaçan helikopterde olan CIA eski Direktörü Graham FULLER ” İSLAMSIZ DÜNYA ” adlı bir kitap yazdı. Bakın o kitapta açık açık ne diyor. ABD’nin dünya hâkimiyeti önündeki tek engel SÜNNİ MÜSLÜMANLARADIR. Vahabilerle ortak çalışıyoruz. Şii’leri kullanıyoruz. Sünni iktidarların yıkılması, SÜNNİ’ ligin kalesi olan TÜRKİYE’ nin yıkılması […]
  • Ş.Urfa’ Da Siyaset Ve Basın

    Günümüz YENİ NESİL Siyaseti övmek, aklayıp, paklamak imana zarar akıllara ziyandır. Aslında basın nedir? Görevleri nelerdir? Bir daha göz atmakta yarar var. Basının görevleri arasında en önemlisi halkı İrşada davet etmesidir. Şimdi benim gazetecilik görev ve anlayışıma göre önümüzdeki yerel seçimlerde Ş.urfa halkına sandığa gitmemeyi tavsiye etmem gerektiğini düşünüyorum. Elbette bu mantığı doğuran sebepler vardır. […]
  • Yerel Seçimlere Doğru

    Kendi halinde, ziraatle uğraşan, el emeğiyle geçinen bir köylüyüm. Yirmibirinci yüzyıl veya üçüncü milenyumun başında, hala toprak evde yaşıyorum ve hala tezekle ısınmaya devam ediyorum. Demokrasi, seçme ve seçilme işinden anlamam. Yalnız seçimlere az bir süre kaldığında, seçilme heveslileri köye dadanır. İşte seçimi bunların gelişinden ve zaman buldukça eski televizyonumdan öğrenirim. Seçilmiş liderler ile yeni […]

escort malatya escort bursa escort antalya escort konya mersin escort