Parçalı bulutlu
  • EURO
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home/bozovama/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 176
  • DOLAR
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home/bozovama/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 180

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

Eski Roma döneminden beri İber Yarımadası’daki varlığı bilinen Yahudiler, 756 yılında kurulan İspanya’daki Endülüs Emevi Devleti’nde, Müslümanlar ve Hristiyanlarla bir arada, hemen hemen 3 asırlık bir süre, huzur içinde yaşadı. Ne var ki 10 ve 11. Asırlarda Müslüman dünyasında baş gösteren iktidar mücadeleleri, Yahudiler için sonun başlangıcı olmuştur. Bu karışıklıklardan faydalanan Katolik Hristiyan Granada, tüm […]
Genel - 22 Mayıs 2018 21:40 A A

Eski Roma döneminden beri İber Yarımadası’daki varlığı bilinen Yahudiler, 756 yılında kurulan İspanya’daki Endülüs Emevi Devleti’nde, Müslümanlar ve Hristiyanlarla bir arada, hemen hemen 3 asırlık bir süre, huzur içinde yaşadı.

Ne var ki 10 ve 11. Asırlarda Müslüman dünyasında baş gösteren iktidar mücadeleleri, Yahudiler için sonun başlangıcı olmuştur. Bu karışıklıklardan faydalanan Katolik Hristiyan Granada, tüm İspanya’yı yeniden fethetme hayaline kapılmış ve bu durum Yahudilerin buradaki sonunu getirmiştir.

Bütün Avrupa’nın Hristiyanlaşmasının amaçlandığı bu dönemde (12-13.YY) Yahudilere karşı hoşgörüsüzlük ve zulüm artmış ve bunun sonucunda Yahudi varlığı Batı Avrupa’dan tamamen silinmeye çalışılmıştır. Bu cümleden olarak 1290’da İngiltere, 1306’da ise Fransa, Yahudileri sürerek ülkelerindeki Yahudi varlığına  tamamen son verirken İspanya için de aynı durum söz konusu olup Yahudilere yönelik yapılan baskılar 15. yüzyıla kadar devam etmiştir. Nihayet 1492 yılının başlarında Katolik orduların Granada’ya girmesiyle, 8. asırdan beri devam eden Müslüman hakimiyetine son verilmiş ve 31 Mart 1492’de Granada’da Yahudilerin sınır dışı edilmelerine ilişkin ferman, imzalanıp ilan edilmiştir. Söz konusu fermana göre Yahudiler ya Hristiyanlığı kabul edecekler ya da 1492 Temmuzunun sonuna kadar ülkeyi terk edeceklerdi. Bu duruma mukabil bir çok Yahudi dinlerinden vazgeçerek yurtlarında hayatlarını idame etmeyi tercih etmiştir.

Katolik dünyasının bu sert fermanı gereği dinlerinden vazgeçmeyen pek çok Yahudi için zorunlu göç başlamış, böylece yaklaşık 250.000 Yahudinin çoğu, bindikleri gemileri ile İspanyol kaptanları tarafından denizin ortasında ölüme terk edilirken yolculuklarını tamamlamayı başaranlar ise özellikle Osmanlı egemenliğindeki Doğu Akdeniz topraklarına göç etmeyi tercih etmiştir. 1492 Ağustosuna gelindiğinde İspanya’da Yahudilerden bir kişi bile kalmamıştır.

Osmanlı İmparatoru II. Bayezid döneminde İspanya’dan göç eden Yahudiler, Selanik, İstanbul, Edirne, İzmir ve çevre bölgelere yerleştirilmiş ve Yahudilerin buralarda iyi karşılanmaları için de bir ferman yayınlanmıştır.

Böylece İspanya’dan sürüldükten sonra Osmanlı İmparatorluğu başta olmak üzere Doğu ülkelerine yerleşen Yahudiler, Sefarad (İbranice Sefardim , İspanya) Yahudileri olarak anılmaya başlanmıştır.

Nazi Almanya’sı, 1933’te çıkardığı bir kanun ile Aryan ırkından olmayan memurları zorunlu olarak işten çıkardı. Bu kanunla, işlerinden kovulan Yahudi bilim insanları Albert Einstein’ın liderliğinde İsviçre’de bir birlik oluşturmuş,  bu birliğin Türk Milli Eğitim Bakanıyla temasları sonucunda 34 Yahudi bilim insanı, İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere, birkaç Türk üniversitesine kabul edilmiştir.

Türkiye, 1930 ve 1940’lı yıllarda, Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudilere geçit olmuş, Türk diplomatların çalışmaları sonucunda kurtarılmaya çalışılan Yahudilerden Türkiye’nin 15.000 ile 100.000 kişiyi kurtardığı iddia edilmiştir.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra çeşitli nedenlerle Yahudiler göç etmeye başlamış, bu cümleden olarak 1934-1935’te takriben 2000 Yahudi, Türkiye’den Filistin’e göç etmiştir. Varlık Vergisi’ni ödemede yaşadıkları sıkıntılar üzerine 1943- 1944 arasında 4000 Yahudi daha Filistin’e göç ederken 1948’de İsrail Devleti’nin kurulmasıyla, Türkiye’den göç daha da artmıştır. Bu göçlerin diğer zorunlu göçlerden farkı Yahudilerin, kendi istekleri ile İsrail’e göç etmesidir.

Bu arada 1950’de, İsrail’e göç edenlerin %10’u Türkiye’ye geri dönmüştür.

Tarih boyunca başları sıkışınca kendilerini katliamlardan kurtaran Müslümanlarla iç içe huzur içinde yaşamış olan Yahudilerin, bu gün masum, savunmasız ve silahsız olan Filistinlileri, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmaksızın misket bombalarıyla hunharca soykırıma tabi tutması çok manidar olup bize ister istemez Hitler’in o meşhur sözünü hatırlatmaktadır: “Gün gelir öldürmediğim her Yahudi için bana küfredeceksiniz…!”

Sonuç olarak denilebilir ki “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.” (Mâide Sûresi, 5:51) İlahi emrine rağmen Yahudilere kucak açan atalarımız, bu gün geldiğimiz noktada Hitler’in ne kadar haklı olduğunu düşünen evlatları gibi aynı düşüncede olsalardı , değil Yahudilere kucak açmak; belki de Yahudilere karşı Hitler’e yardım bile ederlerdi ve Müslümanlar, günümüzde Filistin davasında ABD’nin destek verdiği İsrail’e karşı  bu denli çaresiz kalmazlardı..!

Bu haber 391 kez okundu.
Genel - 21:40 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

POPÜLER HABERLER

  • 01
    GENÇ AVUKAT SİYASETE  İLK ADIMINI ATTI
    Bozova ilçe olduğundan beri ilk kez genç, dinamik, tahsilli, makama, mevkiye ve paraya ihtiyacı olmayan bir siyasetçi ile tanışmak üzere. ÖNCE BİR ALİ ARUSOĞLUNU TANIYALIM : İlk ve Orta öğrenimini Şanlıurfada tamamladı. 2011- 2013 yılları arasında Güney Afrika’nın Cape Town şehrinde, Cape Town Üniversitesinde Uluslararası Hukuk bölümünde Lisans eğitimi gördü. 2013- 2017 yılları arasında Yaşar […]
  • 02
    Kaymakam Halil İbrahim KAZAR Kimdir?
    1983 yılında İstanbul Eyüp Sultan’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 2008 yılında Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. İçişleri Bakanlığı tarafından açılan sınavı kazanarak 2011 yılında Bingöl Kaymakam Adayı olarak atandı. Mülkiye Müfettişi refakatinde Niğde Valiliği’nde teftiş stajını, Denizli Serinhisar ve Tekirdağ Malkara ilçelerinde kaymakam refikliği stajını tamamladı. İçişleri Bakanlığı’nın […]
  • 03
    Yaylak’ta Kaza : 9 Yaralı
    Ş.Urfa/Bozova Yaylak mahallesi Çevre Yolu’nda meydana gelen kazada 3’ü çocuk,3 ‘ü ağır olmak üzere toplam 9 kişi yaralandı. Kaza saat 17:30 sularında Yaylak-Şıhlar yolu çevre yolunun kesiştiği yerde meydana geldi. Olay yerine gelen çok sayıda ambulans yaralılara acil müdahalede bulundu. Jandarma ekipleri etrafta güvenlik önlemi aldı. Yaralılara acil şifalar dileriz.

YAZARLARIMIZ

  • SAVAŞ EKONOMİSİ VE SEÇİM POPİLİZMİ

    Türkiye’de  İhracat gelirleri, ithalat giderlerini karşılamazken, 3 milyon Suriyeli, Savaş ekonomisi derken, Seçim masrafları + bürokratik israf ülke ekonomisini sarstı. Savaş ekonomisini anlarım çünkü hattı müdafaadan sattı müdafaaya geçilmiştir. Gerekirse Suriye’ye gerekirse Sudan’ın Sevakin adasına gidilir. Hani diyorum adamlar 10 km öteden geliyorlarsa bir 500 km onlara doğru gidilir diye düşünenlerdenim. Fakat anlamadığım bir şey […]
  • Zamana Uymalı, Zamanı Uydurmalı

    Merhaba Sevgili MANŞET Okuyucuları, Çok yerde görmüşüzdür zamanla ilgili söylenmiş sözleri, yazılan yazıları. Okudukça da “aaa aynen bende bunu söylemeye çalışıyorum da kimse beni anlamıyor” gibi düşüncelere de kapılabiliyoruz. En çok rastladığım sözlerden bir tanesi de “zaman her şeyin ilacıdır” kalıbıdır. Ancak gerçekten de öyle midir acaba? İlaç mı olur zaman dertlerimize yoksa kendimizi uyuşturup […]
  • MENFAAT VE FAYDA

    Menfaat insanlara  az veya çok gelirine gelir ekleyen akraba eş ve dostlarına fayda getiren ama kişilik ve karakterinden çok şey kayıp ettiren menfaat.   İlgimi çeken bir şey bir partinin başkanı etrafında ikili oynayan bir veya birden fazla kişi veya ailenin olduğunu doğru olmadığını söylemini okudum.. Ne kadar doğru bir tespit.. Ama başkan bunu yeni fark […]
  • Deprem Değil Bina Öldürdü!

    Türkiye’ de meydana gelen her deprem sonrasında söylenen “deprem değil, yapı öldürür” klişesi gerçek oldu. Hem de ortada hiç bir deprem olayı yokken.. Ülkemizin aktif bir deprem bölgesi olduğu bilinen bir gerçek. Bu gerçek, her an her yerde her koşulda depreme maruz kalacağımızı hatırlamamız ve kabullenmemiz anlamına gelmektedir. Depremler birer doğal afettir ve doğal afetler  […]
  • REVAÇTAKİ MESLEK, YALAKALIK MI?

    Kendisine saygısını kaybetmiş insanların kendi çıkarları uğruna başkalarına gereksiz ya da hak etmediği iltifatlarda bulunmasına, “Yalakalık” , ” Yağcılık” yada “Dalkavukluk” denir. Yalakalık, tarih boyunca hep revaçta olan, asırlarca babadan oğula tevarüs eden, özellikle seçim arifesinde daha da tebarüz eden ve yetişen gençlerimizin, kolay edinilmesi bakımından,  gözde meslek olarak, maalesef bilinçsizce tercih ettikleri önemli (!) […]
  • ABD ARTIK HİÇ BİR ŞEYİ SAKLAMA GEREGİ BİLE DUYMUYOR

    FETÖ’ yü 1960 ilk bulan, 15 Temmuz gecesi Yunanistan’a kaçan helikopterde olan CIA eski Direktörü Graham FULLER ” İSLAMSIZ DÜNYA ” adlı bir kitap yazdı. Bakın o kitapta açık açık ne diyor. ABD’nin dünya hâkimiyeti önündeki tek engel SÜNNİ MÜSLÜMANLARADIR. Vahabilerle ortak çalışıyoruz. Şii’leri kullanıyoruz. Sünni iktidarların yıkılması, SÜNNİ’ ligin kalesi olan TÜRKİYE’ nin yıkılması […]
  • Ş.Urfa’ Da Siyaset Ve Basın

    Günümüz YENİ NESİL Siyaseti övmek, aklayıp, paklamak imana zarar akıllara ziyandır. Aslında basın nedir? Görevleri nelerdir? Bir daha göz atmakta yarar var. Basının görevleri arasında en önemlisi halkı İrşada davet etmesidir. Şimdi benim gazetecilik görev ve anlayışıma göre önümüzdeki yerel seçimlerde Ş.urfa halkına sandığa gitmemeyi tavsiye etmem gerektiğini düşünüyorum. Elbette bu mantığı doğuran sebepler vardır. […]
  • Yerel Seçimlere Doğru

    Kendi halinde, ziraatle uğraşan, el emeğiyle geçinen bir köylüyüm. Yirmibirinci yüzyıl veya üçüncü milenyumun başında, hala toprak evde yaşıyorum ve hala tezekle ısınmaya devam ediyorum. Demokrasi, seçme ve seçilme işinden anlamam. Yalnız seçimlere az bir süre kaldığında, seçilme heveslileri köye dadanır. İşte seçimi bunların gelişinden ve zaman buldukça eski televizyonumdan öğrenirim. Seçilmiş liderler ile yeni […]

escort malatya escort bursa escort antalya escort konya mersin escort